HİZMETE ÖZEL BORSA İSTANBUL ÖĞRENCİ EĞİTİM PROGRAMI 2. YARIYIL 5. DÖNEM BORÇLANMA ARAÇLARI PİYASASI DİREKTÖRLÜĞÜ BORÇLANMA ARAÇLARI PİYASASI ARAŞTIRMA ÖDEVİ MEHMET ALPEREN KARAYILAN İSTANBUL 10/09/2025 HİZMETE ÖZEL 2 HİZMETE ÖZEL ÖZET BORÇLANMA ARAÇLARI PİYASASI KARAYILAN, Alperen Öğrenci Eğitim Programı Ödevi Birim Mentörü: HR – Talent Management Bilal SADİ 09, 2025, 18 Bu araştırma ödevi, borçlanma araçları piyasalarının sermaye piyasaları içindeki konumunu ve reel ekonomiyle olan etkileşimini Türkiye merkezli ve küresel ölçekte incelemektedir. Çalışmada, devlet iç borçlanma senetleri, repo–ters repo işlemleri, özel sektör borçlanma araçları, kira sertifikaları vb. borçlanma araçları ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Her bir ürünün tanımı, işleyişi ve fiyatlama dinamikleri üzerinde durulmuş, kriz dönemlerinde oynadığı roller açıklanmış ve reel ekonomiyle olan bağları neden– sonuç ilişkisi içinde ortaya konulmuştur. Çalışma, 2008 küresel finans krizi, 2018 kur şoku, 2020 pandemi ve 2023–2025 yüksek faiz ve dezenflasyon dönemi gibi kırılma noktalarını özel olarak dikkate almakta; bu dönemlerde borçlanma araçlarının kamu finansmanı, bankacılık likiditesi, kredi kanalı, kur dinamikleri ve yatırım kararları üzerindeki etkilerini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Borçlanma Araçları Piyasası, Devlet İç Borçlanma Senetleri, faiz, CDS, SWAP iii HİZMETE ÖZEL ÖNSÖZ Bu rapor, borçlanma araçları ve bu araçların işlem gördüğü piyasalar ile reel ekonomi arasındaki çok yönlü ilişkiyi incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmada hem Türkiye ekonomisi hem de küresel finansal sistem dikkate alınmış, farklı borçlanma enstrümanlarının işleyişi, kriz dönemlerindeki rolleri ve reel sektör üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. 2008 küresel finans krizi, 2018 Türkiye kur şoku, 2020 pandemi dönemi ve 2023–2025 yüksek faiz ortamı gibi kritik kırılma noktaları incelenerek, borçlanma piyasalarının ekonomik dalgalanmalara nasıl tepki verdiği ve reel ekonomiye hangi kanallar üzerinden yansıdığı ortaya konulmuştur. Bu raporun hazırlanmasında kullanılan veriler ve analizler hem akademik literatür hem de TCMB, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Borsa İstanbul, SPK gibi kurumların resmi verileriyle desteklenmiş, uluslararası karşılaştırmalarda BIS, IMF, Dünya Bankası, ISDA ve Fed gibi kuruluşların raporlarından yararlanılmıştır. Ayrıca güncel gelişmeleri yansıtan basın ve blog kaynakları da çalışma kapsamına dahil edilmiştir. Çalışmanın amacı yalnızca teorik çerçeve sunmak değil, aynı zamanda politika yapıcılar, ihraççılar ve yatırımcılar için yol gösterici olabilecek bulgular ortaya koymaktır. Bu bakımdan raporun, sermaye piyasalarının gelişimi ve reel ekonominin sağlıklı işleyişi arasında köprü kurmaya katkı sağlayacağına inanıyorum. iv HİZMETE ÖZEL İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET …………………………………………………………………………………...iii ÖNSÖZ …………………………………………………………………………………iv İÇİNDEKİLER ………………………………………………………………………….v KISALTMALAR …………………………………………………………………….vi BÖLÜM 1 ……………………………………………………………………………….1 GİRİŞ ………………………………………………………………………………...1 1.1 Borçlanma araçlarının tanımı ve kapsamı ……...……………………………..1 1.2 Borçlanma araçları piyasalarının sermaye piyasalarındaki yeri ………………2 GELİŞME ……………………………………………………………………………3 2.1 Piyasa mimarisi ve kurumsal çerçeve …………...……………………………3 2.2 Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) …………...…………………………..4 2.2.1 Tanım ve sınıflandırma …………………………………………………..4 2.2.2 İhraç süreçleri, yatırımcı tabanı, ikincil piyasa …..……….……………...4 2.2.3 Reel ekonomi bağlantıları ………………………………………………..4 2.2.4 Kriz dönemleri etkisi ……………………………………………………..5 2.3 Repo–Ters Repo Piyasası ……………………………………………………..6 2.3.1 Repo ve Ters Repo İşlemleri: Temel Tanım ve İşleyiş Mantığı …………7 2.3.2 TLREF göstergesinin rolü ………………………………………………..7 2.3.3 Repo - Para Politikası, Finansal İstikrar ve Likiditeye olan etkisi ……….7 2.4 Özel Sektör Borçlanma Araçları (ÖSBA) ……………………………………..8 2.4.1 Tanım ve ihraç motivasyonları …………………………………………...8 2.4.2 Sektörel Analiz (İhraççı Türlerine Göre İhraclar) ………………………..8 2.4.3 Reel ekonomi bağlantıları ………………………………………………..8 2.5 Kira sertifikaları (Sukuk) …………………………………………………….10 2.5.1 Kira Sertifikalarının Tanımı, mantığı ve İslami Finans İçindeki Yeri ….10 2.5.2 Türkiye ve Küresel Piyasalarda Uygulamalar …………………………..10 2.6 TCMB Likidite Senetleri ……………………………………………………..11 2.6.1 Amaç ve ihraç süreci ……………………………………………………11 2.6.2 Para piyasasıyla etkileşim (O/N, TLREF) ………………………………11 2.6.3 Reel ekonomi bağlantıları ………………………………………………11 2.7 Teminatlı ve Dayalı Menkul Kıymetler ………………………………………12 2.8 Eurobondlar …………………………………………………………………. 13 2.9 SWAP piyasaları ……………………………………………………………..14 2.9.1 Swap Piyasaları: Tanımı ve Uluslararası İşleyişi ……………………….14 2.9.2 Türkiye’de Swap Piyasası ………………………………………………14 2.9.3 Borsa İstanbul Swap Piyasası ve İşleyişi ………………………………..15 2.9.4 Türkiye’deki Swap Limitleri ve Sınırlamalar …………………………. 15 2.9.5 Merkez Bankası’nın İkili Swap Anlaşmaları ……………………………17 BÖLÜM 3 ……………………………………………………………………………... 18 SONUÇ ……………………………………………………………………………. 18 KAYNAKÇA …………………………………………………………………………..19 ÖZGEÇMİŞ ……………………………………………………………………………22 v HİZMETE ÖZEL KISALTMALAR/SİMGELER (Varsa) BIST – Borsa İstanbul BAP – Borçlanma Araçları Piyasası SPK – Sermaye Piyasası Kurulu MKK – Merkezi Kayıt Kuruluşu TCMB – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası HMB – Hazine ve Maliye Bakanlığı DİBS – Devlet İç Borçlanma Senetleri TLREF – Turkish Lira Overnight Reference Rate (Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı) ÖSBA – Özel Sektör Borçlanma Araçları VKŞ – Varlık Kiralama Şirketi Sukuk (Kira Sertifikası) – İslami finans ilkelerine uygun, varlık veya gelir temelli menkul kıymet VTMK – Varlık Teminatlı Menkul Kıymet İTMK – İpotek Teminatlı Menkul Kıymet VDMK – Varlığa Dayalı Menkul Kıymet İDMK – İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet IRS – Interest Rate Swap (Faiz Swapı) CCS – Cross Currency Swap (Döviz Swapı) CDS – Credit Default Swap (Kredi Temerrüt Takası) IMF – International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu) BIS – Bank for International Settlements (Uluslararası Ödemeler Bankası) ISDA – International Swaps and Derivatives Association (Uluslararası Swap ve Türev Ürünler Birliği) Fed – Federal Reserve System (ABD Merkez Bankası) O/N – Overnight (Gecelik faiz işlemleri) FRA – Forward Rate Agreement (Vadeli Faiz Anlaşması) OIS – Overnight Index Swap (Gecelik Endeks Swapı) vi HİZMETE ÖZEL BÖLÜM 1 GİRİŞ 1.1 Borçlanma araçlarının tanımı ve kapsamı Borçlanma araçları, temelde ihraççı kurum ile alıcı taraf arasında herhangi bir ortaklık ile sonuçlanmayan yalnızca belirli bir vade süresince alacaklılık ilişkisi oluşturan ve finansal getiri yaratmak için kullanılan enstrümanlardır. Sermaye piyasalarının en eski ve en yaygın kullanılan ürün gruplarından biri olan bu araçlar, devletlerin bütçe açıklarını finanse etmesine, şirketlerin yatırımlarını fonlamasına ve finansal kurumların likidite yönetimi yapmasına imkân tanır. Kamu tarafından ihraç edilen borçlanma araçlarının başında devlet iç borçlanma senetleri gelir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ihraç edilen bu senetler, vadelerine göre devlet tahvilleri ve hazine bonoları olarak ikiye ayrılır. Türkiye’de iç borçlanma politikası, özellikle 1980’lerden itibaren finansal serbestleşme süreciyle birlikte gelişmiş ve borçlanma araçları piyasasının omurgasını oluşturmuştur (Türkiye’de İç Borç Yönetiminde Piyasa Yapıcılığı Sistemi ve Borçlanma Maliyetleri Üzerine Etkileri, 2019). Devlet iç borçlanma senetlerinin dışında, kamu kesiminin kullandığı farklı borçlanma araçları da vardır. TCMB’nin para politikası operasyonları kapsamında ihraç ettiği likidite senetleri, kamu varlıklarından elde edilen gelirleri yatırımcılarla paylaşmayı amaçlayan gelir ortaklığı senetleri ve belirli kamu gelirlerine endeksli getiriler sunan gelire endeksli senetler bu kapsamda sayılabilir. Özel sektör borçlanma araçları ise şirketlerin bankacılık dışı finansman ihtiyacını karşılamak üzere ihraç ettiği tahvil ve bonolardan oluşur. Özellikle 2010 sonrasında Türkiye’de özel sektör tahvil piyasası büyümeye başlamıştır. (Özel Sektör Borçlanma Araçları Piyasası, 2018). Bu segmentin içinde ayrıca İslami finans ilkelerine dayalı kira sertifikaları, yani sukuklar yer almaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun III-61.1 sayılı tebliği kapsamında düzenlenen bu araçlar, faiz hassasiyeti olan yatırımcıların piyasaya katılımını sağlamış ve kamu ile özel sektör için alternatif bir fonlama imkânı yaratmıştır (Dinç Doğan, 2022). 1 HİZMETE ÖZEL Borçlanma araçlarının kapsamı sadece bu menkul kıymetlerle sınırlı değildir. Bankalar ve finansal kurumlar için kısa vadeli fonlama aracı olan repo ve ters repo işlemleri, swap anlaşmaları ve türev ürünler de borçlanma piyasalarının genişletilmiş alanına dâhil edilmektedir. Ayrıca varlığa dayalı ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler ile teminatlı yapılar (VTMK/İTMK) da hem bankaların bilançolarını rahatlatan hem de yatırımcılara farklı risk-getiri profilleri sunan araçlar olarak bu kapsamda değerlendirilmektedir. 1.2 Borçlanma araçları piyasalarının sermaye piyasalarındaki yeri Sermaye piyasaları, ekonomilerde uzun vadeli fonların arz ve talebinin buluştuğu kurumsal yapılardır. Bu piyasalar genel olarak özkaynak finansmanı sağlayan hisse senedi piyasaları ile borçlanma finansmanı sunan sabit getirili menkul kıymet piyasaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Hisse senetleri yatırımcılara şirketlerin ortaklık haklarını ve kâr paylarını sunarken, borçlanma araçları belirli vadelerde faiz veya kira ödemesiyle birlikte anaparanın geri dönmesini taahhüt eder. Bu nedenle borçlanma araçları piyasaları, sermaye piyasalarının daha öngörülebilir ve düşük riskli getiriler sağlayan bölümünü temsil eder. Özellikle kamu borçlanma senetleri, güvenli liman niteliği taşıyan yapılarıyla finansal sistemin temel taşlarından birini oluşturur (Kamu Borçlanma Teorisinin Metodolojisi, 2017). Türkiye’de borçlanma araçları piyasalarının kurumsal çerçevesi Borsa İstanbul çatısı altında faaliyet gösteren Borçlanma Araçları Piyasası (BAP) tarafından belirlenmektedir. BAP bünyesinde Kesin Alım Satım Pazarı, Repo–Ters Repo Pazarı, Özel Sektör Tahvil Pazarı ve Kira Sertifikaları Pazarı gibi alt pazarlar bulunmaktadır. Bu yapı sayesinde hem devlet iç borçlanma senetlerinin hem de özel sektör tahvillerinin ve kira sertifikalarının ikincil piyasada likidite kazanması sağlanmaktadır (Borsa İstanbul, 2025). Sermaye Piyasası Kurulu ise bu piyasaların işleyişini düzenleyici otorite olarak ihraç süreçlerini ve yatırımcıların korunmasını teminat altına alır. Bu piyasaların sermaye piyasalarındaki yeri yalnızca işlem hacimleriyle değil, aynı zamanda ekonomik karar alma süreçlerindeki etkileriyle de öne çıkar. Bankalar, tuttukları devlet tahvillerini hem likidite yönetiminde kullanmakta hem de repo işlemleri aracılığıyla kısa vadeli fonlama sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’de TLREF gibi gösterge faiz oranlarının hesaplanmasında bu piyasalarda gerçekleşen işlemler temel alınmaktadır (Borsa İstanbul, 2025). 2 HİZMETE ÖZEL Uluslararası perspektiften bakıldığında da borçlanma araçları piyasalarının sermaye piyasaları içindeki merkezi rolü dikkat çekmektedir. ABD’de repo piyasasının büyüklüğü 12 trilyon doları aşarak finansal sistemin likidite omurgasını oluştururken (Federal Reserve, 2025), ISDA verilerine göre küresel swap piyasasında işlem gören faiz türevlerinin 2025’in ilk yarısında 249 trilyon dolara ulaşması, borçlanma piyasalarıyla bağlantılı türevlerin hacimsel önemini ortaya koymaktadır (ISDA, 2025). BÖLÜM 2 GELİŞME 2.1 Piyasa mimarisi ve kurumsal çerçeve Türkiye’de borçlanma araçları piyasasının kurumsal yapısı Borsa İstanbul bünyesinde faaliyet gösteren Borçlanma Araçları Piyasası (BAP) etrafında şekillenmektedir. Bu yapılanma sayesinde ihraç edilen borçlanma araçları, ikincil piyasada alınıp satılabilir, fiyat keşfi gerçekleşir ve yatırımcılara likidite sağlanır. Borçlanma araçları piyasasının işleyişinde Hazine ve Maliye Bakanlığı (HMB), kamu borçlanmasının ihraç tarafında yer alır. Hazine, devlet tahvilleri ve hazine bonolarının yanı sıra gelir ortaklığı senetleri, gelire endeksli senetler ve uluslararası eurobond ihraçlarını yürütmektedir. 2024 yılında Hazine’nin toplam iç borçlanma programı 1,6 trilyon TL’yi aşarken, iç borçlanmanın yaklaşık %90’ı DİBS ve kira sertifikaları yoluyla gerçekleştirilmiştir (HMB, 2025). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise piyasadaki likiditeyi ve faizleri yönetmek üzere repo–ters repo ihaleleri ve TLREF mekanizması üzerinden işlev görmektedir. Ayrıca kısa vadeli faiz koridorunu düzenlemek amacıyla kendi ihraç ettiği TCMB Likidite Senetlerini de kullanmaktadır. Repo piyasasında oluşan gecelik faizler ile TLREF arasındaki yakın ilişki, bankaların fonlama maliyetlerini doğrudan belirlemekte ve kredi faizlerine yansımaktadır (TCMB, 2025). Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), özel sektör tahvilleri, kira sertifikaları, yeşil tahviller ve teminatlı/dayalı menkul kıymetlerin ihraç süreçlerini düzenleyici otorite olarak denetlemektedir. 3 HİZMETE ÖZEL 2.2 Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) 2.2.1 Tanım ve sınıflandırma Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS), Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yurt içi piyasada bütçe finansmanı ve nakit yönetimi amacıyla ihraç ettiği borçlanma senetleridir. Bu senetler, belirlenen kupon ödeme tarihlerinde ve vade sonunda anapara ile faiz ödemelerini içeren devlet yükümlülüklerini temsil eder ve ikincil piyasada alınıp satılabilirler. DİBS’in en temel sınıflandırması vade esasına göredir. Hazine bonoları bir yıldan kısa vadeli, devlet tahvilleri ise bir yıl ve daha uzun vadeli ihraçlardır. 2.2.2 İhraç süreçleri, yatırımcı tabanı, ikincil piyasa Türkiye’de DİBS ihraçları, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenli borçlanma programları çerçevesinde yürütülmekte, aylık ve üç aylık olacak şekilde ihraç edilmektedir. Piyasa yapıcılığı sistemi sayesinde belirlenen bankalar doğrudan ihalelere katılım göstererek hem rekabeti artırmakta hem de likiditenin korunmasına katkıda bulunmaktadır (Türkiye’de İç Borç Yönetiminde Piyasa Yapıcılığı Sistemi ve Borçlanma Maliyetleri Üzerine Etkileri, 2019). Yatırımcı tabanında yıllar içinde ciddi değişimler yaşanmıştır. 2000’li yılların başında bankalar ağırlıklı iken, 2010 sonrasında emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve yabancı yatırımcıların payı artmıştır. 2013 yılında yabancı yatırımcıların payı yaklaşık %25’e kadar yükselmiş, ancak 2018 sonrası artan CDS primleri ve kur oynaklığı nedeniyle bu oran %15’in altına gerilemiştir (Türkiye’nin Borçlanmasında Derecelendirme Notu ve CDS’nin Etkisi, 2021). İkincil piyasa işlemleri Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası üzerinden gerçekleşmekte, en likit kısım ise 2, 5 ve 10 yıllık gösterge tahviller olmuştur (Türkiye’de Devlet İç Borçlanma Senetleri Piyasası ve Likiditesini Etkileyen Faktörler, 2020). 2.2.3 Reel ekonomi bağlantıları DİBS piyasası ile reel ekonomi arasındaki bağ son derece güçlüdür. Öncelikle kamu finansmanı açısından DİBS, bütçe açığının kapatılmasında temel araçtır. Bütçe açıklarının arttığı dönemlerde Hazine’nin borçlanma ihtiyacı yükselir; bu da DİBS arzını artırarak faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratır ve özel sektörün finansmana erişimi zorlaştırır. Sonuç olarak özel sektör yatırımları yavaşlar ve büyüme olumsuz yönde etkilenir. Enflasyon ile DİBS faizleri arasında güçlü bir ilişki gözlenir. Beklenen enflasyon yükseldiğinde yatırımcılar enflasyon riskini telafi edebilmek için daha yüksek tahvil faizi talep eder. Türkiye’de kronik enflasyon dönemlerinde (örneğin 1990’larda %70-80 yıllık 4 HİZMETE ÖZEL enflasyon varken) DİBS faizlerinin de aynı düzeylerde veya daha üzerinde oluşması bu yüzdendir. Enflasyonun düşürüldüğü 2000’ler sonrası dönemde ise tahvil faizleri tek hanelere kadar gerileyerek reel faiz marjı azalmıştır. Ancak 2018 sonrasında enflasyonun yeniden yükselmesiyle (2021’de %36, 2022’de %64 TÜFE) DİBS faizleri de olağanüstü artış göstermiş; 2022 ortalarında DİBS’ler %25-30 faiz seviyelerini görerek enflasyonun bir miktar üzerinde seyretmiştir. Bu, yüksek enflasyon ortamının borçlanma maliyetlerini tekrar yukarı çektiğini ortaya koymaktadır. DİBS piyasası ile faiz oranları ve kur düzeyi arasındaki etkileşim de reel ekonomi için kritiktir. Özellikle yabancı yatırımcıların yoğun çıkış yaptığı dönemlerde (örneğin 2018) tahvil piyasasında satışlar faizleri sıçratmış, aynı anda döviz talebi arttığından TL hızla değer yitirmiştir. 2.2.4 Kriz dönemleri etkisi Küresel ve ulusal kriz dönemleri, DİBS piyasasında sert dalgalanmalara yol açmıştır. 2008 küresel finans krizinde Türkiye’nin kamu borç stoku görece düşük olsa da, yabancı yatırımcı çıkışları nedeniyle faizler yükselmiş ve likidite daralmıştır. 2018’deki kur şokunda ise 10 yıllık tahvil faizleri %21’e kadar çıkmış, yabancıların portföydeki payı hızla gerilemiştir (TCMB, 2018; HMB, 2018). Bu dönemde yatırımcılar kısa vadeli enstrümanlara yönelmiş, uzun vadeli tahvil piyasası kırılgan hale gelmiştir. 2020’de pandeminin etkisiyle bütçe açığı ve borçlanma ihtiyacı hızla artmış, iç borçlanma stoku 1 trilyon TL’yi aşmıştır. Hazine’nin yoğun borçlanması tahvil faizlerini yükseltirken, ikincil piyasada volatilite artmıştır (Türkiye’de İç Borç Yönetiminde Piyasa Yapıcılığı Sistemi ve Borçlanma Maliyetleri Üzerine Etkileri, 2019). 2023–2025 döneminde ise yüksek enflasyon ve risk primindeki artış, derecelendirme kuruluşlarının not indirimleriyle birleşerek ihraç maliyetlerini artırmış ve vadelerin kısalmasına neden olmuştur (Türkiye’nin Borçlanmasında Derecelendirme Notu ve CDS’nin Etkisi, 2021). Bu kriz dönemlerinde DİBS piyasasının reel ekonomi üzerindeki etkisi belirginleşmiştir. Faizlerin yükselmesi kamu maliyesini baskı altına alırken, özel sektörün finansmana erişimini zorlaştırmış, bankaların kredi kanalı daralmış ve yatırımlar azalmıştır. Özellikle 2018 ve 2020 dönemlerinde faiz yükü bütçede en yüksek kalemlerden biri haline gelmiş, büyüme oranları sert biçimde düşmüştür. 5 HİZMETE ÖZEL 2.3 Repo–Ters Repo Piyasası 2.3.1 Repo ve Ters Repo İşlemleri: Temel Tanım ve İşleyiş Mantığı Repo (geri alım taahhütlü satış) işlemi, menkul kıymetlerin (çoğunlukla Hazine bonosu/tahvili gibi teminatların) satılması ve ileride önceden belirlenen fiyat ve tarihte geri alınması taahhüdüne dayanır. Kısaca, repo tarafı (satıcı) geçici nakit ihtiyacını karşılamak için teminat verdiği yatırım aracını satar; ters repo tarafı (alıcı) ise nakit sağlar ve ileride menkul kıymeti geri alma hakkını elde eder. Bu işleme karşıt bakış açısıyla ters repo denir: nakit fazlası olan banka veya fonların Merkez Bankası veya diğer bankalara gecelik menkul kıymet ödünç vermesi olarak görülebilir. Repo piyasalarında kredi doğrudan teminat altında sağlandığından, kredi riski nispeten düşüktür. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na göre repo, genellikle geçici likidite sıkışıklığı dönemlerinde bankacılık sistemine kısa vadeli likidite sağlamak; ters repo ise likidite fazlasını çekmek amacıyla yapılır. 2.3.2 TLREF göstergesinin rolü Repo piyasasında kısa vadeli fiyatlama, gecelik fonlama koşullarına ve referans oranlara bağlanır. Türkiye’de TLREF (Turkish Lira Overnight Reference Rate), Borsa İstanbul’un belirlediği metodoloji ile BAP Repo–Ters Repo Pazarı’nda gerçekleşen işlemlerden türetilir. TLREF; bankalararası TL gecelik fonlama maliyetini temsil eden, finansal sözleşmelerde dayanak/benchmark olarak kullanılmak üzere tasarlanmış kısa vadeli bir referans orandır. 2.3.3 Repo - Para Politikası, Finansal İstikrar ve Likiditeye olan etkisi Repo piyasaları para politikasının ana uygulama araçlarından biridir. Özellikle merkez bankaları, kısa vadeli faiz hedeflerini tutturmak ve piyasa likiditesini yönetmek için repo/ters repo araçlarını yoğun şekilde kullanır (ICMA, 2019). Örneğin genişleyici para politikaları döneminde (maliyetli likidite sağlandığında) repo talebi azalırken, sıkı para politikası döneminde repo talepleri artabilir. TCMB politika faizi bir hafta vadeli repo ihale oranıdır; bu nedenle repo faizindeki değişim doğrudan piyasa faizlerini ve kredi koşullarını etkiler. Repo işlemleri teminatlı olduğu için Merkez Bankası açısından da riski azaltır ve çeşitli vadelerde geniş varlık seti ile piyasaya müdahale imkânı sunar (ICMA, 2019). Likidite kanalı açısından bakıldığında, repo piyasaları finansal sistemde nakit ve menkul kıymet akışını kolaylaştırır. Likidite sıkışıklığında repo ile piyasalara nakit sağlanarak kredi tansiyonu ve fonlama riskleri azaltılabilir; aşırı likidite döneminde ise ters repo ile piyasadan likidite çekilebilmektedir. (Bank for International Settlements, 2017). 6 HİZMETE ÖZEL Bu işlevsel rolü nedeniyle repo piyasası finansal istikrarla da yakından bağlantılıdır. Piyasa stres dönemlerinde (örn. 2008 finansal krizinde veya kısa vadeli likidite krizlerinde) repo faizleri ve spread’leri hızla yükselebilir ve bu da sisteme müdahale gerektirebilir. ICMA’ya göre birçok merkez bankası gerek olağan süreçte gerek acil durumlarda repo piyasasını ana likidite aracı olarak görmektedir. Bir diğer önemli nokta, repo piyasasının oluşan bir “yakınsayan” faiz oranı sağlamasıdır; likit repo faizleri merkez bankalarına ekonominin kısa vadeli koşulları hakkında hassas bir gösterge sunabilir (ICMA, 2019). Sonuç olarak, repo piyasaları para politikasının iletiminde, finansal sistemde nakit akışının düzenlenmesinde ve piyasa likiditesinin sağlanmasında kritik rol oynar. 2.4 Özel Sektör Borçlanma Araçları (ÖSBA) 2.4.1 Tanım ve ihraç motivasyonları Özel sektör borçlanma aracı (ÖSBA) ihracı, şirketler için banka kredilerine ve halka arz yöntemiyle hisse paylaşımına alternatif bir dış finansman kaynağıdır. Şirketler tahvil veya bono ihraç ederek şirketin ortaklık yapısını değiştirmeden doğrudan yatırımcılardan belirli bir vade için borçlanabilir. Borçlanma, özkaynağa kıyasla vergisel avantaj sağlar (faiz ödemeleri vergi matrahından düşülebilir) ve sermaye maliyetini azaltır (Modigliani ve Miller, 1963). Ayrıca bir şirketin başarılı şekilde borçlanma aracı ihraç etmesi, piyasaya şirketin kredi değerliliği hakkında pozitif sinyal gönderir; yatırım yapılabilir bir firma olduğunu gösterir (Myers ve Majluf, 1984). Düzenli borçlanma, aynı zamanda yatırımcıların şirketi ve yönetimini disipline etmesini sağlar; böylece kurumsal yönetim etkinliğini artırır (Jensen ve Meckling, 1976). 2.4.2 Sektörel Analiz (İhraççı Türlerine Göre İhraclar) Özel sektör tahvil piyasasında ihraççıların büyük kısmını finansal kesim oluşturmaktadır. Bankalar ve banka-dışı finansal kurumlar (örneğin finansman şirketleri, faktoring ve leasing şirketleri, aracı kurumlar vb.), toplam ihraç hacminin büyük çoğunluğunu oluşturur. Reel sektör firmalarının payı ise uzun süre çok düşük kalmış, ancak son yıllarda artış göstermeye başlamıştır. 2018 yılı, makroekonomik çalkantıların sektörel dağılımı etkilediği bir yıl olmuştur. Ağustos 2018’de yaşanan kur şoku sonrasında reel sektör şirketleri TL borçlanmaya yönelmiş, bankalardan kredi bulmakta zorlanan bazı büyük şirketler tahvil ihracını değerlendirmiştir. Bunun sonucunda reel sektör ihraçlarında belirgin bir artış 7 HİZMETE ÖZEL yaşanmıştır: 2018’de 6,4 milyar TL olan reel sektör tahvil ihraç tutarı, 2019’da 2,2 katına çıkarak 14,7 milyar TL’ye yükselmiştir. Bununla birlikte finans sektörü halen baskın konumdadır: 2019 yılında piyasadaki 206 milyar TL’lik toplam ihraç tutarının %56,3’ü bankalar, %38,5’i banka dışı finansal kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmiştir; reel sektörün payı %5,2’de kalmıştır. 2020 yılında tablo tekrar finans sektörü ağırlıklı hale dönmüştür. Pandemi yılı 2020’de belirsizlik ortamında büyük sanayi şirketlerinin tahvil ihraçlarına ara vermesiyle, reel sektörün ihraç tutarı 10,3 milyar TL’ye gerilemiştir. Aynı yıl bankalar 166,1 milyar TL ile toplamın %83’ünü, banka dışı finansal kurumlar 22,8 milyar TL ile %11,5’ini gerçekleştirmiş; reel sektör şirketleri ise yalnızca %5,2 pay alabilmiştir. 2021 yılında ekonomik canlanma ve şirketlerin artan işletme sermayesi ihtiyacı, finans dışı şirketlerin tahvil piyasasına ilgisini yeniden artırmıştır. 2021’de reel sektör ihraçları toparlanarak yılın ilk 8 ayı itibarıyla 13,2 milyar TL’ye çıktı. 2022 yılı ise reel sektör açısından bir dönüm noktasıdır: Finans dışı kuruluşların tahvil ihracı yaklaşık 50 milyar TL ile tarihsel olarak en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu tutar, 2021’e kıyasla %150’nin üzerinde bir artış demektir. 2022 sonu itibarıyla toplam özel sektör ihraç hacminin %13’ü reel sektör şirketlerince gerçekleştirilmiştir. 2.4.3 Reel ekonomi bağlantıları Özel sektör borçlanma aracı piyasası, makroekonomik koşullardaki değişimlerden doğrudan etkilenmektedir. Faiz oranları, enflasyon, döviz kuru ve kredi arzı gibi makro değişkenler hem ihraççı şirketlerin kararlarını hem de yatırımcıların tahvil talebini şekillendirir. 2015-2025 döneminde Türkiye ekonomisinde yaşanan dalgalanmalar, ÖSBA piyasasının büyüme hızını ve bileşimini belirgin biçimde etkilemiştir. TCMB’nin politika faizindeki değişimler kurumsal tahvil ihraçlarını yakından etkilemiştir. Örneğin 2015-2017 arasında faiz oranlarının göreli düşük ve istikrarlı seyretmesi, şirketlerin daha rahat borçlanabilmesini sağlamış ve ihraç hacimleri her yıl artmıştır. 2018 yılında ise politika faizinin hızlı şekilde %8’den %24’e çıkarılması (Ağustos 2018’de) özel sektör tahvil piyasasında çalkantı yaratmıştır. Faizlerdeki sert yükseliş, şirketlerin borçlanma maliyetini artırdığı için bazı planlanan ihraçlar iptal edilmiş veya ertelenmiştir. 2019’da TCMB faiz indirimlerine başladığında (politika faizi Temmuz 2019’dan itibaren düşmeye başladı), şirketler yeniden tahvil ihracına yönelmiş ve 2019 ihraç hacmi toparlanarak 206 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2020’de pandemi şokuyla faizler bir süre daha düşürülüp likidite koşulları kolaylaşınca (2020 ortasında politika faizi %8,25’e kadar inmiştir), aslında uygun finansman ortamı oluşmuşsa da belirsizlik 8 HİZMETE ÖZEL nedeniyle ihraçlarda hafif bir gerileme gözlenmiştir. 2021’de ekonomik toparlanmaya rağmen enflasyon yükselse de politika faizi %19’dan %14’e düşürülmüş, negatif reel faiz ortamı oluşmuştur. Bu dönemde şirketler tahvil ihracını ciddi biçimde artırmış; 2021 ihraç hacmi %30 büyüme ile 258 milyar TL olmuştur. 2022’de politika faizi %14’te tutulurken enflasyon hızla yükseldiği için piyasa faizleri de yüksek seyretti; ancak buna rağmen şirketler enflasyon karşısında eriyen nakitlerini korumak ve finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla nominal olarak çok daha yüksek tutarda ihraç yapmıştır (362 milyar TL). Özetle, düşük faiz ve bol likidite dönemleri ÖSBA piyasasında patlama etkisi yaratırken, yüksek faiz dönemlerinde durgunluk veya yavaşlama görülmektedir. Yüksek enflasyon, nominal ihraç tutarlarını artırıp yatırımcıları sabit getirili kıymetlerden uzaklaştırabilen çift yönlü bir etkendir. 2018 ve özellikle 2021-2022’de enflasyonun hızla yükselmesi, nominal ihraç rakamlarını şişirmiştir; zira şirketler artan girdi maliyetlerini finanse etmek ve enflasyon beklentisiyle stok finansmanını çevirebilmek için daha fazla borçlanma gereksinimi duymuştur. Örneğin 2022’de %80’i aşan TÜFE artışı yaşanırken özel sektör tahvil ihraçları TL cinsinden 362 milyar gibi rekor bir seviyeye çıkmıştır. Döviz kurlarındaki hareketler, özellikle yurtdışı tahvil ihraçlarını ve döviz cinsi kira sertifikası gibi enstrümanları doğrudan etkiler. Türk Lirası’nın değer kaybettiği ve volatilitenin arttığı dönemlerde (örneğin 2018 ve 2020’de) Türk şirketlerinin eurobond ihraç etmekte zorlandıkları görülmüştür. 2018’deki kur krizi sırasında bir kısım planlanan eurobond ihracı iptal olmuş, şirketler döviz cinsi borçlanma yerine iç piyasada TL tahvile yönelmiştir. Bu da 2019’da TL cinsi reel sektör ihraçlarında artış olarak yansımıştır. Kur oynaklığının düşük olduğu dönemlerde ise (2013 gibi) şirketler rahatlıkla yurtdışından borçlanabilmişlerdir. Kur artışları aynı zamanda şirketlerin yabancı para cinsi borç yükünü TL bazında artırdığı için, bazı şirketler için tahvil ihraç etme kapasitesini sınırlayabilir. Örneğin 2020’de kur yükselip bilançolar zayıfladığında, bazı şirketler tahvil ihracından vazgeçmek durumunda kalmıştır. Sonuç olarak, döviz kuru istikrarı özel sektörün döviz cinsi borçlanma iştahını belirlerken, kurdaki sert hareketler şirketleri TL piyasasına yöneltmektedir. Bankaların kredi verme davranışı ile tahvil ihracı arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Ekonomik sıkıntı dönemlerinde bankalar kredi musluklarını kısarken, şirketler alternatif olarak tahvil piyasasından borçlanmaya çalışır. Türkiye’de 2018 ve 2022 gibi kredi daralmasının yaşandığı zamanlarda özel sektör tahvil ihraçlarında artış gözlenmesi bunun bir yansımasıdır. Aynı şekilde 2022’de bankalara getirilen aktif rasyo uygulaması, 9 HİZMETE ÖZEL kredi verme davranışını regüle ettiği için firma bazında kredi erişimini sınırlamış, bu da güçlü bilançosu olan şirketleri tahvil piyasasına yöneltmiştir. Öte yandan, 2020 gibi kamu bankalarının kredi pompaladığı dönemlerde ise tahvil piyasası göreli olarak ikinci planda kalabilmektedir. Pandemi döneminde kamu bankaları düşük faizli kredi dağıtarak şirketlere likidite sağladığından, bazı şirketler tahvil ihraç etmek yerine uygun maliyetli banka kredilerini tercih etmiştir. 2.5 Kira sertifikaları (Sukuk) 2.5.1 Kira Sertifikalarının Tanımı, mantığı ve İslami Finans İçindeki Yeri Kira sertifikaları (sukuk), faiz (riba) içermeyen, varlık temelli ya da varlığa dayalı finansman imkânı sağlayan menkul kıymetlerdir. SPK tanımına göre kira sertifikası, “varlık kiralama şirketi tarafından satın almak veya kiralamak suretiyle devraldığı varlıkların finansmanını sağlamak amacıyla düzenlenen ve sahiplerinin bu varlıklardan elde edilen gelirlerden payları oranında hak sahibi olmalarını sağlayan menkul kıymet” şeklinde ifade edilmektedir. Kira sertifikalarının en temel farkı, yatırımcıya faiz geliri yerine dayanak varlığın gelirlerinden pay vermesidir. Geleneksel tahvil ihraççısı yatırımcıya sadece anapara ve faiz geri ödeme yükümlülüğü taşırken; sukuk yatırımcısı, ihraç edilen varlıkları veya projeyi paylaşır ve varlıktan elde edilen kira veya kâr payı gelirine sahiptir. 6362 sayılı SPK Kanunu (2012) ve III-61.1 sayılı Kira Sertifikaları Tebliği’ne (2013) göre sukuk ihraçları için Varlık Kiralama Şirketi (VKŞ) adı verilen özel bir SPV (anonim şirket) kurulması zorunludur. VKŞ’ler münhasıran kira sertifikası ihracı için kurulan, anonim ortaklık statüsünde sermaye piyasası kurumlarıdır. Sukuk ihraç sürecinde, kaynak kuruluş (projeyi finanse eden şirket veya hazine) ilgili varlığı VKŞ’ye satar veya kiralar. VKŞ bu varlıktan doğan kira veya gelir haklarını menkul kıymet haline getirerek sertifikaları ihraç eder. Yatırımcılara getiriler, varlığın kullanımından elde edilen kira geliri veya sözleşme koşulları çerçevesinde sağlanan kâr payı olarak dağıtılır. 2.5.2 Türkiye ve Küresel Piyasalarda Uygulamalar Küresel sukuk piyasası, başta Malezya, Suudi Arabistan ve Endonezya olmak üzere Güneydoğu Asya ve Körfez ülkelerinde yoğunlaşmıştır. Örneğin 2024’te Endonezya 30 yıllık 5 milyar $’lık yeşil sukuk, Suudi Arabistan 5 milyar $’lık sukuk (5 yıl vadeli) ve İslam Kalkınma Bankası (IsDB) 2,5 milyar $’lık sürdürülebilir sukuk ihraç etmiştir. Diğer İslami finans merkezleri şunlardır: Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn gibi Körfez ülkeleri ile Pakistan, Bangladeş, Birleşik Krallık, ABD gibi 10 HİZMETE ÖZEL piyasalarda sukuk ihracı yapılmaktadır. İngiltere 2014’te ilk uluslararası sukuk ihraç eden gayrimüslim ülke olmuştur. Türkiye’de kira sertifikaları ilk olarak 2012 yılında düzenlenen 6362 sayılı SPK Kanunu ile hukuki altyapıya kavuşturulmuş ve ertesi yıl SPK III-61.1 sayılı Tebliğ yayımlanmıştır. Kamu tarafında ilk sukuk ihracı T.C. Hazine Müsteşarlığı tarafından 3 Ekim 2012 tarihinde 1,5 milyar $ tutarında, 2 yıl vadeli kira sertifikası olarak gerçekleştirilmiştir. 2.6 TCMB Likidite Senetleri 2.6.1 Amaç ve ihraç süreci TCMB likidite senetleri, Merkez Bankası’nın para politikası operasyonları kapsamında kısa vadeli likidite yönetimi amacıyla ihraç ettiği borçlanma araçlarıdır. İlk kez 2000’li yılların ortasında kullanılan bu senetler, 91 günü aşmayan vadelerde iskontolu olarak ihraç edilir ve vade sonunda nominal değerden itfa edilir. Amaç, piyasada fazla likidite oluştuğunda bankacılık sistemindeki TL fazlasını çekmektir. Bu yönüyle TCMB likidite senetleri, klasik DİBS’ten ayrılır; çünkü Hazine finansman ihtiyacı için değil, tamamen para politikası hedefleri doğrultusunda ihraç edilir. 2.6.2 Para piyasasıyla etkileşim (O/N, TLREF) TCMB likidite senetleri, repo ve ters repo ihaleleri ile birlikte para politikasının kısa vadeli faiz kanalını güçlendiren bir araçtır. Bankalar, fazla likiditeyi TCMB’ye yönlendirerek bu senetleri satın alır; bu işlem piyasadaki kısa vadeli faiz oranlarını yukarı çeker. Dolayısıyla likidite senetleri, gecelik (O/N) faizleri ve TLREF ile yakın ilişki içindedir. Örneğin, fazla likiditenin yüksek olduğu dönemlerde likidite senedi ihraçları TLREF’in aşırı düşmesini engeller; böylece kısa vadeli faizler TCMB’nin belirlediği politika bandı içinde kalır. 2019 sonrası dönemde TLREF’in sistematik olarak repo piyasasından türetilmesiyle, likidite senetleri bu göstergeyi destekleyen tamamlayıcı bir araç haline gelmiştir. 2.6.3 Reel ekonomi bağlantıları TCMB likidite senetlerinin reel ekonomiyle bağlantısı, faiz kanalı ve kredi arzı üzerinden gerçekleşir. Merkez Bankası’nın bu araçla likiditeyi sterilize etmesi, bankaların kısa vadeli fonlama maliyetlerini artırır; bu maliyet artışı kredi faizlerine yansır. Böylece tüketim ve yatırım kararları üzerinde dolaylı ama hızlı bir etki yaratılır. 2018 kur şoku sonrası dönemde TCMB, likidite senedi ve benzeri sterilizasyon araçlarını kullanarak TL’deki değer kaybını sınırlamaya ve enflasyon beklentilerini yönetmeye çalışmıştır. 2020 pandemi döneminde ise genişleyici politikalar nedeniyle bu araç daha sınırlı 11 HİZMETE ÖZEL kullanılmış, çünkü amaç likidite çekmek değil, kredi kanalını genişletmekti. 2023–2025 döneminde yüksek enflasyon ve sıkı para politikası koşullarında likidite senetleri tekrar öne çıkmış, özellikle kamu bankalarının likidite fazlası sterilize edilerek TLREF’in politika faizine yakınsaması sağlanmıştır. 2.7 Teminatlı ve Dayalı Menkul Kıymetler Türkiye sermaye piyasalarında teminatlı ve dayalı menkul kıymetler, finansal kurumların bilançolarındaki alacakları sermaye piyasası aracına dönüştürerek hem yeni kaynak yaratmalarını hem de risk transferi sağlamalarını mümkün kılan araçlardır. Bu menkul kıymetler arasında Varlık Teminatlı Menkul Kıymetler (VTMK), İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler (İTMK), Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (VDMK) ve İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler (İDMK) bulunmaktadır. Türkiye’de özellikle konut finansmanının gelişmesiyle birlikte ipotek teminatlı ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler önem kazanmıştır. İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler, ihraççı bankaların bilançolarındaki ipotekli konut kredilerini teminat havuzuna dahil ederek yatırımcılara güvence sunduğu, teminat havuzu sayesinde yüksek kredi notu alabilen ürünlerdir. Buna karşın İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler, ipotekli kredilerden doğan nakit akışlarını yatırımcılara aktarır; yani kredi performans riskini doğrudan taşır. Benzer şekilde Varlık Teminatlı Menkul Kıymetler, bankaların kredi portföylerinden bağımsız olarak yapılandırılmış teminat havuzuna dayanır; Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler ise alacaklardan doğan nakit akışlarının menkulleştirilmesine dayanır. Bu araçların fiyatlamasında, dayandıkları kredi portföylerinin niteliği, kredi derecelendirme notları, ön ödeme riskleri ve ikincil piyasadaki likidite düzeyi belirleyici rol oynar. Türkiye’de konut kredilerinde erken ödeme eğilimi ve ekonomik dalgalanmalara bağlı kredi riskleri, bu ürünlerin fiyatlamasında önemli bir parametre haline gelmiştir. Reel ekonomi açısından bakıldığında, teminatlı ve dayalı menkul kıymetler kredi arzını destekleyen bir işlev görmektedir. Bankalar, bu ürünler aracılığıyla bilançolarındaki alacakları sermaye piyasasına aktararak yeniden kredi açabilecek alan yaratır. Bu, reel sektör için yeni finansman imkânı anlamına gelir. Ayrıca uzun vadeli fonlama sağlanması, özellikle konut ve altyapı yatırımlarının finansmanında kritik bir rol oynar. Ancak kriz dönemlerinde bu ürünlerin likiditesinin düşmesi ve yatırımcı güveninin azalması, reel sektör için fonlama koşullarını zorlaştırabilir. 12 HİZMETE ÖZEL 2.8 Eurobondlar Eurobondlar, ihraççının yerel para birimi dışında, genellikle ABD doları veya euro cinsinden uluslararası piyasalarda satışa sunduğu uzun vadeli borçlanma araçlarıdır. Türkiye açısından eurobondlar, hem kamu hem de özel sektör için dış finansmana erişim imkânı sunar. Hazine ve Maliye Bakanlığı eurobond ihraçlarını, bütçe açığının finansmanı, döviz likiditesinin artırılması ve borç stokunun vade yapısının çeşitlendirilmesi amacıyla gerçekleştirir. Özel sektör şirketleri ise dış piyasalarda rekabetçi koşullarda uzun vadeli borçlanabilmek ve uluslararası yatırımcı tabanına ulaşabilmek için eurobond ihraçlarını tercih eder. Eurobondların fiyatlamasında üç temel unsur öne çıkar: ihraççının kredi notu, ülke risk primi ve küresel piyasalardaki faiz düzeyi. Türkiye’nin eurobond getirileri, çoğunlukla ABD Hazine tahvilleri üzerine eklenen “spread” ile tanımlanır. Bu spread, yatırımcıların Türkiye’ye atfettikleri riskin en somut göstergesidir. Örneğin, 2018 kur krizinde Türkiye eurobond spreadleri hızla genişlemiş, 5 yıllık CDS primlerindeki artış ile birlikte 500 baz puanın üzerine çıkmıştır. Bu gelişme, devletin dış borçlanma maliyetini artırırken özel sektör eurobondlarının da daha yüksek faizlerle ihraç edilmesine yol açmıştır. Eurobondların reel ekonomiyle bağlantısı, hem kamu maliyesi hem de özel sektör finansmanı üzerinden işler. Kamu tarafında eurobond ihracı, Hazine’nin döviz rezervlerini güçlendirmesini ve dış borç stokunun sürdürülebilirliğini sağlamasını mümkün kılar. Ancak dış borcun maliyetinin artması, bütçede faiz giderlerinin yükselmesine neden olur ve bu durum kamu harcamaları ile yatırımlar üzerinde baskı yaratabilir. Özel sektör açısından eurobondlar, uzun vadeli döviz cinsi finansman sağlayarak yatırım projelerinin fonlanmasına olanak verir. Bankalar bu yolla dış borç yükümlülüklerini çevirebilirken, reel sektör şirketleri de özellikle enerji, ulaştırma ve altyapı projeleri için fon temin eder. Buna karşın kur oynaklığı yüksek olduğunda eurobond borçluluğu firmaların bilançolarında ciddi kur riski yaratabilir. Nitekim 2018 kur krizinde özel sektör şirketlerinin yüksek döviz borçları, bilanço açıklarını artırmış ve reel ekonomide yatırımların daralmasına yol açmıştır. 13 HİZMETE ÖZEL 2.9 SWAP piyasaları 2.9.1 Swap Piyasaları: Tanımı ve Uluslararası İşleyişi Finansal piyasalarda swap; iki tarafın belirli bir süre için farklı nakit akışlarını veya varlıkları karşılıklı değiş tokuş etmelerini sağlayan türev sözleşmeleri ifade eder. En yaygın örnekleri döviz swapı (currency swap) ve faiz oranı swapı (interest rate swap) işlemleridir. Döviz swapında iki taraf farklı para birimlerini belirli bir vade için takas ederek başlangıçta anlaşılan koşullarla vade sonunda geri değiştirir. Faiz swapında ise iki taraf farklı faiz ödemelerini (örneğin bir taraf sabit faiz, diğer taraf değişken faiz) aynı para birimi üzerinden takas eder. Bu işlemler genellikle tezgâhüstü (OTC) piyasalarda, yani borsa dışı doğrudan karşı taraflar arasında yapılır ve sözleşme koşulları tarafların ihtiyacına göre esnekçe belirlenir. Swap sözleşmeleri; faiz veya kur riskinden korunma (hedging), finansman maliyetini düşürme ya da arbitraj ve getiri elde etme amaçlı olarak bireyler, şirketler, bankalar tarafından kullanılmaktadır. Swap anlaşmalarında taraflar genellikle bir aracı banka veya broker üzerinden anlaşarak işlem yapar. Örneğin bir döviz swapında: Taraf A, TL’ye ihtiyacı olduğu için elindeki USD’yi verir ve karşı taraftan TL alır; Taraf B ise elindeki TL’yi verip USD alır. Başlangıçta anlaşılan kur ve faiz koşullarına göre, vade sonunda taraflar anaparayı geri takas eder ve aradaki faiz farklarını öderler. Faiz swapı örneğinde ise bir şirket (A) değişken faizli borcunu sabit faizli hale getirmek isterken, diğer şirket (B) sabit faizli borcunu değişken faizli yapmak istiyor olabilir. A ve B anlaşıp belirli nominal tutar üzerinden A sabit faiz ödemeyi, B ise aynı tutar için değişken faiz (örneğin LIBOR veya TLREF gibi bir referansa bağlı) ödemeyi kabul eder; böylece A değişken faiz riskinden korunurken, B sabit faiz maliyetini değişkenle değiştirmiş olur. 2.9.2 Türkiye’de Swap Piyasası Türkiye’de swap işlemleri hem tezgâhüstü (OTC) bankalar arası piyasada hem de organize piyasa olarak Borsa İstanbul bünyesinde gerçekleştirilmektedir. Swap piyasasının yapısı, büyük ölçüde bankacılık sistemi etrafında şekillenmiştir; zira bankalar hem kendi bilançolarını yönetmek hem de müşterilerine (şirketler, yatırımcılar) hizmet vermek için swap işlemlerinin ana aktörüdür. Türkiye’de swap işlemleri uzun yıllardır OTC piyasada bankaların yurt içi ve yurt dışı finansal kuruluşlarla yaptığı ikili anlaşmalarla sürmekteydi. Ancak 2018’de yaşanan kur dalgalanmaları sonrasında, swap piyasasının daha sıkı gözetimi ve TL likiditesinin kontrolü amacıyla Borsa İstanbul nezdinde organize bir swap piyasası kurulmuştur. 14 HİZMETE ÖZEL Türkiye’de swap işlemlerini düzenleyen başlıca otoriteler Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve sermaye piyasaları açısından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’dır. Bankaların yaptığı döviz-TL swapları ve türev işlemler bankacılık mevzuatı kapsamında BDDK denetimine tabidir. TCMB ise finansal istikrar ve para politikası amaçlarıyla swap piyasasına ilişkin düzenlemeler yapabilir (örneğin TCMB’nin döviz karşılığı TL swap işlemleri için uyguladığı faiz oranları ve limitler gibi). SPK, borsa üzerinde yapılan türev işlemleri (VİOP’taki swap türevleri veya Borsa İstanbul Swap Piyasası işlemleri) gözetir; ayrıca Takasbank ve MKK gibi piyasa altyapıları SPK denetimindedir. 2.9.3 Borsa İstanbul Swap Piyasası ve İşleyişi Borsa İstanbul, Ağustos 2018’de yaşanan kur krizinin ardından TL swap işlemlerinin güvenli ve şeffaf bir ortamda yapılabilmesi için bünyesinde bir Swap Piyasası kurmuş ve 1 Ekim 2018’de faaliyete geçirmiştir. Borsa İstanbul Swap Piyasası iki alt pazardan oluşur. Para Swap Pazarı: Türk lirası ile yabancı para birimleri arasında gerçekleştirilen swap işlemleri bu pazarda yapılır. Halihazırda TL ile ABD doları ve Euro para birimleri arasında belirlenen koşullarda vadeli takas işlemleri gerçekleştirilmektedir. Kıymetli Madenler Swap Pazarı: Bu pazarda ise altın başta olmak üzere kıymetli madenler ile TL, USD veya EUR arasında swap işlemleri yapılabilir. 2.9.4 Türkiye’deki Swap Limitleri ve Sınırlamalar Türkiye’de Ağustos 2018’de yaşanan kur krizi sonrasında TL’nin değerini korumak ve finansal istikrarı sağlamak amacıyla BDDK tarafından bankaların yurtdışıyla yaptıkları swap ve türev işlemlere kademeli sınırlamalar getirilmiştir. Bu kararlar, özellikle yabancı finansal kuruluşların TL likiditesine kolay erişimini kısıtlayarak TL üzerinde spekülatif atakları zorlaştırmayı hedeflemiştir. 13 Ağustos 2018: BDDK, Türk bankalarının yurtdışı yerleşiklerle yaptıkları bir bacağı TL olan (döviz-TL) swap, forward, opsiyon gibi türev işlemlerin toplamını bankaların yasal özkaynaklarının %50’si ile sınırlandırdı. 15 Ağustos 2018: İki gün içinde daha sıkı bir adım atıldı ve bu limit %25’e düşürüldü. 18 Aralık 2019: TL’de yeniden baskının arttığı bir dönemde BDDK ek bir sınırlama getirdi. Bankaların vadede TL satım yönündeki swap ve türev işlemlerinin limiti özkaynağın %10’una indirildi. 15 HİZMETE ÖZEL 9 Şubat 2020: BDDK, her iki yöndeki swap işlemi toplam limitini bankaların özkaynaklarının %10’u ile sınırlandırdı. 12 Nisan 2020: COVID-19 salgınının finansal riskleri artırdığı gerekçesiyle BDDK en sert adımı attı. Yabancıların TL’ye erişimini iyice kısıtlamak amacıyla bankaların yurtdışıyla yaptıkları vadede TL alım yönündeki (yabancıya TL verme) swap ve benzeri işlemlerin limiti özkaynağın yalnızca %1’i olacak şekilde düşürüldü ve TL likiditesinin yurt dışına çıkışını neredeyse tamamen kapattı. Aynı kararla, bankaların yurtdışı finansal kuruluşlara TL cinsinden kredi, depo, repo vb. plasmanlarının toplamı da özkaynağın %0,5’i ile sınırlandı. Temmuz 2020 ve Sonrası (Normalleşme Adımları): 2020’nin ikinci yarısından itibaren ekonomide normalleşme adımları kapsamında BDDK swap limitlerinde kısmi gevşemeye gitti. 25 Eylül 2020’de alınan kararla, yabancılarla yapılan vadede TL satım yönündeki işlemlerin limitleri kademeli olarak artırıldı. Bu limit düzenlemelerinin ortak etkisi, Londra swap piyasasındaki TL işlem hacmini ciddi şekilde azaltmak olmuştur. Amaç TL piyasasında dışarıdan kaynaklı oynaklığı azaltmaktır. Ancak diğer yandan bu tedbirler, yabancı yatırımcı nezdinde Türkiye piyasasına dair likidite endişesi yarattı; TL’ye erişimin zorlaşması nedeniyle bazı yatırımcılar Türk varlıklarından çıkmayı veya hiç girmemeyi tercih ettiler. Örneğin Mart 2019’da uygulanan swap kısıtları sırasında “giriş kolay, çıkış zor” algısı güçlenmiş, Türkiye’nin risk primleri yükselmişti. TCMB’nin swap işlemleri iki yönlüdür: (1) Döviz karşılığı TL swapları (TCMB döviz alıp TL verir) ile TL likiditesi sağlama, (2) TL karşılığı döviz swapları (TCMB TL alıp döviz verir) ile döviz likiditesi sağlama. İlkini TCMB genelde iç piyasada TL sıkışıklığı olduğunda uygular. İkincisi ise daha nadir olmakla birlikte, piyasada döviz likiditesi sıkışırsa (örneğin bankalar dış borç ödemelerinde zorlanıyorsa) TCMB’nin döviz verip TL aldığı swaplar şeklinde olabilir. Örneğin 2020 Mart ayında pandemi başlangıcında TCMB, bankalara döviz likiditesi sağlamak amacıyla “döviz karşılığı TL swap piyasasında faiz oranını düşürerek” bankaların daha fazla döviz çekebilmesini kolaylaştırmıştır. 16 HİZMETE ÖZEL 2.9.5 Merkez Bankası’nın İkili Swap Anlaşmaları Türkiye son yıllarda çeşitli ülkelerin merkez bankalarıyla ikili para takası anlaşmaları yaparak rezervlerine ilave döviz likiditesi sağlamıştır. Bu anlaşmalar genellikle ilgili ülkelerle yerel para birimleri üzerinden ticaretin finansmanı ve finansal iş birliğinin güçlendirilmesi amacı taşır. Katar Merkez Bankası: TCMB, ilk swap anlaşmasını Ağustos 2018’de Katar MB ile yapmış ve bu anlaşma 2019 ve 2020’de genişletilerek toplam 15 milyar dolar karşılığı Türk lirası ve Katar riyaline çıkarılmıştır. Çin Merkez Bankası: 2019’da yenilenen TCMB–PBoC (Çin MB) swap anlaşmasının tutarı 2021’de genişletilerek 46 milyar TL + 35 milyar CNY (yaklaşık 6 milyar $) seviyesine yükseltilmiştir. Güney Kore Merkez Bankası: 12 Ağustos 2021’de Güney Kore ile 17,5 milyar TL veya 2,3 trilyon won (yaklaşık 2 milyar $) tutarında bir swap anlaşması imzalanmıştır. Birleşik Arap Emirlikleri Merkez Bankası: Ocak 2022’de BAE ile 18 milyar dirhem + 64 milyar TL (yaklaşık 5 milyar $) tutarında üç yıllık bir swap anlaşması yapılmıştır. 17 HİZMETE ÖZEL BÖLÜM 3 SONUÇ Bu raporun bulguları, borçlanma araçları piyasalarının hem Türkiye özelinde hem de küresel ölçekte finansal sistemin temel taşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Devlet iç borçlanma senetleri bütçe açığının finansmanında ve para politikası aktarımında kilit rol üstlenirken, repo–ters repo işlemleri kısa vadeli fonlama maliyetlerini belirleyerek kredi faizleri yoluyla reel sektöre doğrudan yansımaktadır. Özel sektör tahvilleri, kira sertifikaları ve teminatlı menkul kıymetler bankacılık dışı finansmanı genişletmekte; eurobondlar ülkenin dış likiditeye erişimini sağlamaktadır. Swap piyasaları likidite ve kur yönetiminde kritik işlev görürken, CDS primleri Türkiye’nin risk algısını ve yatırımcı güvenini küresel ölçekte en doğrudan yansıtan göstergelerden biri olmuştur. Kriz dönemleri bu mekanizmaların etkilerini daha da belirginleştirmiştir: 2008 küresel finans krizinde likidite sıkışıklığı, 2018 kur şokunda TL’deki sert değer kaybı ve faiz şokları, 2020 pandemi döneminde kamu borçlanmasının hızla artışı ve 2023–2025 arasında uygulanan sıkı para politikaları, borçlanma araçlarının nasıl farklı kanallardan reel sektöre etki ettiğini göstermiştir. Bu bulgular ışığında politika yapıcıların önceliği, ihraç takvimlerinde öngörülebilirliği artırmak, repo ve likidite yönetiminde şeffaflığı sağlamak ve kurumsal borçlanma araçlarının derinleşmesini teşvik etmek olmalıdır. Yatırımcılar açısından ise borçlanma araçları risk-getiri çeşitlendirmesi ve riskten korunma açısından önemli imkânlar sunmakta, CDS ve swap piyasalarının takibi portföy yönetiminde belirleyici olmaktadır. Ancak piyasa verilerinin sınırlılığı ve bazı ürünlerin Türkiye’de henüz dar kapsamlı olması çalışmanın kısıtları arasındadır. Gelecekte yeşil ve sürdürülebilir tahvil piyasalarının gelişimi, CDS ile makro göstergeler arasındaki nedensel ilişkiler ve swap piyasalarının küresel eğilimlerle karşılaştırmalı analizi önemli araştırma alanları olarak öne çıkmaktadır. Sonuç itibarıyla borçlanma araçları piyasaları, yalnızca kamu ve özel sektörün fonlama ihtiyacını karşılayan teknik araçlar değil, aynı zamanda ekonomik istikrarın, yatırım ortamının ve büyümenin belirleyici unsurlarıdır. 18 HİZMETE ÖZEL KAYNAKÇA Makaleler International Swaps and Derivatives Association. (2025, August). SwapsInfo first half of 2025 and the second quarter of 2025 review. ISDA. Karataş, F. E. (2015, Temmuz). Türkiye’de devlet iç borçlanma senetleri piyasası ve likiditesini etkileyen faktörler (Uzmanlık Yeterlik Tezi). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Emisyon Genel Müdürlüğü, Ankara. Comotto, R. (2019). Frequently asked questions on repo (Originally published 2013, amended 2019). International Capital Market Association. Buchanan, J. M. (1986/2024). Kamu borçlanma teorisinin metodolojisi (A. Özkan, Çev.). Ekonomi Bilimleri Dergisi, 16(2), 256–262. (Orijinal eser 1986’da yayımlandı). Çelen, M., & Zülfüoğlu, Ö. (2008). Klasik kamu borçlanma teorisinin oluşumu. Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, 25(2), 289–308. Akkuş, H. T., Sakarya, Ş., & Tüzün, O. (2018). Tahvil faizleri ile CDS primleri arasındaki oynaklık yayılım etkilerinin belirlenmesi. Bankacılar Dergisi, 104, 41–58. Özgün Acar, D. (2022). Türkiye’de yeni bir para politikası aracı olarak swap işlemleri ve döviz piyasası üzerindeki etkinliği. Kapanaltı Muhasebe Finans Ekonomi Dergisi, 1, 57–72. Akdoğu, E., Avcı, S. B., & Şimşir, Ş. A. (2018). Özel sektör borçlanma araçları piyasası: Araştırma raporu. Uysal, M. C. (2019). Türkiye’de iç borç yönetiminde piyasa yapıcılığı sistemi ve borçlanma maliyetleri üzerine etkileri. Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2(3), 583–597. Özalp, Y., & Demirci, S. (2025). Türkiye’nin borçlanmasında derecelendirme notu ve kredi temerrüt takasının (CDS) etkisi: G7 ülkeleriyle karşılaştırmalı analiz. İktisat Politikası Araştırmaları Dergisi, 12(2), 292–317. 19 HİZMETE ÖZEL Dinç Doğan, H. (2022). Sermaye Piyasası Kurulu’nun III-61.1 sayılı tebliği kapsamında kira sertifikaları. Journal of Social and Humanities Sciences Research, 9(88), 2029–2041. Committee on the Global Financial System. (2017, April). Repo market functioning (CGFS Papers No. 59). Bank for International Settlements. ISBN 978-92-9259-041-3. Websiteler Eğilmez, M. (2025, Ocak). Devasa bütçe açığı nasıl finanse edildi? Erişim adresi: https://www.mahfiegilmez.com/2025/01/devasa-butce-acg-nasl- finanse-edildi.html Eğilmez, M. (2020, Mayıs). Swap hariç rezervler ekside. Erişim adresi: https://www.mahfiegilmez.com/2020/05/swap-haric-rezervler-ekside.html Borsa İstanbul. (t.y.). Borçlanma araçları piyasası. Erişim adresi: https://www.borsaistanbul.com/piyasalar/borclanma-araclari-piyasasi Sermaye Piyasası Kurulu. (t.y.). Sermaye piyasası araçları ihracı verileri. Erişim adresi: https://spk.gov.tr/ihrac-verileri/sermaye-piyasasi-araclariihracci-bazinda-ihrac-verileri International Swaps and Derivatives Association. (2025, Ağustos). SwapsInfo first half of 2025 and the second quarter of 2025. Erişim adresi: https://www.isda.org/2025/08/07/swapsinfo-first-half-of-2025-and-thesecond-quarter-of-2025/ Federal Reserve Board. (2025, Temmuz). The $12 trillion U.S. repo market: Evidence from a novel panel of intermediaries. Erişim adresi: https://www.federalreserve.gov/econres/notes/feds-notes/the-12-trillionu-s-repo-market-evidence-from-a-novel-panel-of-intermediaries20250711.html Tribune. (2025, Ağustos). Using sukuk for developing vital infrastructure. Erişim adresi: https://tribune.com.pk/story/2483735/using-sukuk-for- developing-vital-infrastructure 20 HİZMETE ÖZEL World Bank. (2025, Şubat). State of the sukuk market and prospects for Erişim growth. adresi: https://blogs.worldbank.org/en/allaboutfinance/state-of-the-sukuk-marketand-prospects-for-growth Hürriyet Bigpara. (2025, Mayıs). Hazineden 2,5 milyar dolarlık sukuk ihracı. Erişim adresi: https://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/genel- haberler/hazineden-2-5-milyar-dolarlik-sukuk-ihracati_ID1613809 Paramedya. (2025, Mart). Şirketler banka kredilerine alternatif yaratıyor: Tahvil ihracları hızla artıyor. Erişim adresi: https://www.paramedya.com/devami/95470/sirketler-banka-kredilerinealternatif-yaratiyor-tahvil-ihraclari-hizla-artiyor/ Independent Türkçe. (2025, Temmuz). Beş ay önce yüzde 10’dan yüzde 1’e çekilen swap limiti tekrar yüzde 10 oldu. Erişim adresi: https://www.indyturk.com/node/249226/ekonomi%CC%87/be%C5%9Fay-%C3%B6nce-y%C3%BCzde-10dan-y%C3%BCzde-1e%C3%A7ekilen-swap-limiti-tekrar-y%C3%BCzde-10-oldu 21 HİZMETE ÖZEL ÖZGEÇMİŞ Kişisel Bilgiler Adı ve Soyadı : Mehmet Alperen Karayılan E-Posta Adresi : alperenkarayilan@hotmail.com İş Deneyimi : Finansal Denetim Unvan Görev Yeri Yıl Finansal Denetim Asistanı Bilgin Global Bağımsız Denetim A.Ş 10.2024 – 07.2025 Akademik Bilgiler Öğrenim Durumu: Lisans Derece Bölüm/Program Üniversite 3. sınıf Yönetim Bilişim Sistemleri Boğaziçi Üniversitesi Yıl 2022 Yayınlar: Ekonomiopedia - 2024 YILININ EN İYİ ŞİRKETLERİ Ekonomiopedia – ABD Başkanlık Seçimleri ve Kripto Para Piyasası 2024 Beklentileri Ekonomiopedia – Endüstriyel Futbol ve Ekonomik Boyutu Ekonomiopedia - Otomotiv Sektörünün Geleceği Çin ve Almanya Borsa İstanbul Öğrenci Eğitim Programı – Borçlanma Araçları Piyasası Not: Ekonomiopedia adlı blog sayfası kapandığından dolayı link paylaşamıyorum. Talep edildiği takdirde yazılarımı paylaşabilirim. 22
0
You can add this document to your study collection(s)
Sign in Available only to authorized usersYou can add this document to your saved list
Sign in Available only to authorized users(For complaints, use another form )